![]() |
| Yerinde durmayan Nezih Hoca :) |
— Kültürlerarası İletişim Kuralları – 7 adet sadece kültürlerarası değil
hem günlük hayatımızda hem de gazetecilik hayatımızda kullanabileceğimiz altın
kural.
— Bu kurallara uysak da sorun yaşayabilmemizin muhtemel olması münasebetiyle
etkin olmayan iletişimin sebeplerinin sıralanması – 11 adet faktör verildi; ama
sanki daha da fazla olabilirmiş gibi geldi bana. 12. madde için katkı yapmam
gerekirse, maddeyi ‘kişisel duygular’ diye adlandırır ve şöyle tanımlardım:
iletişim içinde bulunduğunuz kişiyle önceden var olan yaşanmışlık sebebiyle
duygusal olarak etkilenme. Bunu Halo Effect veya Devil’s Horn’un içerisine
yerleştirmedim; çünkü önceden çok tanımasanız da bir veya birkaç olayda
olumlu/olumsuz bir yaşanmışlık varsa bundan ne başınızı döndürecek kadar çok
etkilenirsiniz (Halo Effect) ne de belirli bir konuya takılıp oradan
çıkamayacak konumda olursunuz. Bu kişi için arada derede, bir gidip bir gelen
bir ruh hali içerisinde olacağınız için davranışlarınızın ve dahi
iletişiminizin de bu yönde olacağını tahmin ediyorum.
—Ekran Kuşağı” nesline uygun ekran kullanım formülleri
— Bireysel Kültür – örnek olarak “Nezih’in Merceği” tabirinin kullanımı ve
aynı olgularla oluşmuş ve aynı yerde duran birçok insanın aslında ne kadar
farklı bakış açılarından bakabileceğinin anlatılması.
Yeni Medya diye adlandırdığımız, hatta bu isimde Akademi’de ders aldığımız
konuda genel, kısa ve bilgilendirici bir toparlama isterseniz, size linkteki
sunumu tavsiye ederim: http://prezi.com/0-b3h8g-jnz8/yeni-medya/ Kapsayıcı, to-the-point ve sıkıcılıktan uzak bir anlatım buldum bu sunumda
ve bundan çok memnun kaldım. Zira yeni medya denilen şey benim için hala
(maalesef ki) Cem Yılmaz esprisi boyutunda: “Yiyiciyiz biz abi!” (http://youtu.be/LuaqcQ9jc7g)
Bu sunumda
en sevdiğim kısımlardan biri de George Orwell – 1984 ile Aldous Huxley – Cesur
Yeni Dünya kitaplarının karikatürler eşliğinde karşılaştırılmasının verilmesi
ve bunun yeni medya ve günümüz teknolojik gelişmeler üzerinden
değerlendirilerek verilmesi oldu. Her iki kitabı da büyük bir merak ve zevkle
okumuş birisiyim. 1984’ü üniversitedeki amatör tiyatro grubumuz ile oyun olarak
oynamış, bunu kendi reji çalışmalarımız ile alışagelmişin dışında sahneye koymuş,
Ankara Sanat Tiyatrosu’nda 3 kez oynamış ve izleyenler tarafından olumlu
eleştiriler almış bir topluluğa mensup olduğum için kendimi her zaman çok
şanslı addederim. O sebepten 1984’ün bendeki yeri ayrıdır. Cesur Yeni Dünya’yı
bitirdiğimde ilk yaptığım şey kitabın genel bir analizini yapıp 1984 ile
kıyaslamaktı. Benim o zamanki bulgularım bu karikatür dizisindekilerle birebir
örtüşmemekle birlikte çakıştığı yerler de var; ama benim en büyük itirazım
karikatürlerin en sonunda kitabın da yazılış amacını içeren fikrine. Bence
durum sadece Huxley’in tasvir ettiği dünyanın değil Orwell’in de anlattığı
dünyanın şu anda var olması. Kısacası birini diğerine tercih etmek değil, her
ikisinin de gerçekleştiğini kabul etmek.
Şu anda evimdeki kitaplığımı nasıl da özledim! Orwell ile Huxley’i elime
alıp tekrar irdeleyesim geldi!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder